ref: refs/heads/v3.0

    Kanunların Zaman Bakımından Uygulanması Ne Demek

    Günümüzde yılda en az birkaç kere ülkemizde uygulanan kanun maddelerine ya yenisi eklenmekte ya da var olan kanun maddeleri değiştirilmektedir. Bu değişikliklerden en çok nasibini alan kanunlardan biri de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’dur. Hayatımızın her anında isteyerek ya da istemeyerek yaptığımız bir fiilden dolayı bir suçlama ile karşı karşıya kalıp şüpheli ya da sanık konumuna düşebilme ihtimalimiz vardır. Yılda birkaç kere Türk Ceza Kanunu’nun bir kısmının lehe bir kısmının aleyhe olarak değiştiğini düşünecek olursak hangi kanun maddesine karşı sorumlu tutulacağımız büyük taşır. Burada Türk Ceza Kanununun 7. maddesi devreye girmekte ve bize yol göstermektedir.

    Türk Ceza Kanununun 7. Maddesinin 1. Fıkrasına göre;

     Madde 7(1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.

    Kanunların yürürlüğe girdiği, değiştiği ya da yürürlükten kalktığı tarihler hangi kanunun ne zaman uygulanacağını anlamamız için büyük önem arz etmektedir. Kanun maddesinin değiştiği, eklendiği ya da yürürlükten kalktığı tarih ilgili maddenin ya da fıkranın en başında parantez içinde yazılır. Bir suça ilişkin farklı zamanlarda kabul edilen ya da değiştirilen hangi kanuna göre sorumlu olacağımızı anlamamız için, gerçekleşen eylem ile değişen kanun maddelerinin yürürlük tarihi önem arz etmektedir.

    Bu maddenin uygulanma aşamalarını geçmişte suç olan fakat günümüzde suç olmaktan çıkarılan bir örnek ile açıklamak daha doğru olacaktır. Zina kavramı günümüzde en çok tartışılan kavramlardan biridir. Zina, aralarında evlilik bağı olmamasına rağmen yetişkin bir erkek ile yetişkin bir kadının kendi rızalarıyla yaptıkları cinsel birleşmeyi ifade eder. Zina 23 Haziran 1998 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararına kadar eski Türk Ceza Kanunu’na göre suç olarak kabul ediliyordu. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda zina artık suç olarak kabul edilmediği için günümüzde zina tanımına uyan cinsel birleşmelerden dolayı kimse kanuni olarak suçlu kabul edilip cezalandırılamaz. Kişilere bu korumayı sağlayan Türk Ceza Kanununun 7. maddesidir.

    Günümüzde zinayı suç olarak kabul eden kanun maddesi Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilip yürürlükten kaldırıldığı ve zinayı suç kabul eden bir kanun maddesi olmadığı için 7. maddenin 1. fıkrasına göre kimse zina eyleminden dolayı yargılanamaz ve cezalandırılamaz.  Ayrıca 23 Haziran 1998 tarihinden önce zina suç olarak kabul edildiği için bu tarihten önce örneğin mayıs 1997 de zina eylemini gerçekleştiren ve bu eyleminden dolayı yargılaması devam eden sanık 23 Haziran 1998 tarihinde Anayasa Mahkemesinin kararının resmi gazetede yayınlanmasından sonra zina eyleminin kanundaki karşılığı artık suç olmadığı için 7. maddenin 1 fıkrasına göre işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı cezalandırılamayacak ve hakkında güvenlik tedbirlerine hükmolunmayacaktır. Hükmolunan ceza ve güvenlik tedbiri varsa kendiliğinden ortadan kalkacaktır varsa sabıka kayıtları silinip hakları iade edilecektir.         Sonuç olarak kanunların yürürlüğe giriş tarihi, yürürlükten kaldırıldığı tarih ve değiştirildiği tarihi bilmek, gerçekleşen eyleme karşı suç kavramı ile karşı karşıya kalıp kalmayacağınız bakımından önem arz eder.

     Kanunların zaman bakımından uygulanmasının tam olarak ne olduğuna TCK md. 7/1 fıkrasını açıklarken değinilmişti. Zaman bakımından uygulamada 7.maddenin  1. Ve 2. fıkrası değişiklikler gösterir o yüzden de ayrı ayrı açıklamak gerekir. Türk Ceza Kanununun bir kısmı lehe bir kısmı da aleyhe olarak değişir bu değişikliklerle en avantajlı kanun hangisi ise onu bilmek faydalı olacaktır.

     Türk Ceza Kanununun 7. Maddesinin 2. Fıkrasına göre;

    Madde 7- (2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”

    Bir suça ilişkin farklı zamanlarda kabul edilen ya da değiştirilen hangi kanuna göre sorumlu olacağımızı anlamamız için, gerçekleşen fiil ile değişen kanun maddelerinin yürürlük tarihi önem arz etmektedir. Günümüzde birtakım suçların cezaları indirilmekte bir kısım suçların cezaları ise arttırılmaktadır.

    Suç işleyen bir kişinin haklarını korumak ve suçu işledikten sonra daha ağır bir yaptırım ile karşı karşıya kalmasını engellemek amacıyla Türk Ceza Kanununun 7.maddesinin 2. fıkrası düzenlenmiştir. Burada kişinin kanunda suç olarak tanımlanan bir eylemi gerçekleştirdiği konusunda şüphe yoktur. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile daha sonra çıkan kanundan hangisinin sanık için uygulanacağı tespit edilmesi gereken bir husustur ve burada kriterimiz hangi kanunun sanık yararına olduğudur. Örnek vermek gerekirse Türk Ceza Kanunu 188/3 maddesinde belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçunu 17.6.2014 tarihinde işleyen kişinin kaç yıl ceza ile sorumlu tutulacağı tamamen Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasına göre belirlenecektir.

    18.6.2014 tarihinde TCK 188/3 maddesinde yapılan değişiklikler yürürlüğe girmiştir. 18.6.2014 tarihinden önce uyuşturucu ticareti suçunun alt sınırı 5 yıldan başlarken bu tarihten sonra yürürlüğe giren değişiklikle alt sınır 10 yıl olarak belirlenmiştir. 17.6.2014 tarihinde uyuşturucu madde ticareti yaparken yakalanan kişiye uygulanacak kanun maddesi fiilin gerçekleştiği tarih olan 17.6.2014 de alt sınırı 5 yıl olması sanığın yararına olduğu için değiştirilmeden önceki maddedir. Yargılama sırasında lehe olan kanun maddesi yürürlükte olmasa dahi suçun işlendiği zaman yürürlükte olan madde lehe olduğu için cezalandırma alt sınırı 5 yıl olan maddeye göre yapılacaktır. Bunun tam aksini düşünecek olursak, suç oluşturan fiili işlediği sırada cezanın alt sınırının 10 yıl olduğunu yargılama devam ederken ya da hüküm kesinleştikten sonra cezanın alt sınırının 5 yıla düşürüldüğü durumda ne yapabiliriz. İlk olarak hakim değişen kanun maddelerini takip etmek ve sanık yararına olan kanun maddesi hangisi ise TCK 7/2 maddesine göre onu uygulamak zorundadır.

     Bazı durumlarda hakimin lehe olan kanunun uygulanması gerektiğini gözden kaçırdığını ve aleyhe sonuç doğuracak kanun maddesini uygulayıp mağduriyete sebep olduğunu görmekteyiz. Yargılama devam ederken yargılama konusu suça ilişkin cezada lehe değişlik yapılmış ise yazılı ya da sözlü lehe olan kanun maddesinin uygulanması istenmelidir. İkinci olarak yargılama yapılıp verilen ceza kesinleştikten ve infazına başladıktan sonra lehe olacak şekilde ceza miktarında değişiklik yapıldığı takdirde yine aynı şekilde Türk Ceza Kanununun 7. Maddesinin 2. Fıkrasına göre lehe kanunun uygulanmasını talep etme hakkımızın olduğunu unutmamalıyız. Uygulamada cezası infaz edilen hükümlülerden bazıları her kanun değişikliği haberinden sonra yargılandıkları mahkemeye dilekçe gönderip “ lehe olan kanun maddelerinin tarafıma uygulanmasını talep ediyorum.” Şeklinde talepte bulunarak TCK 7/2 de kendisine tanınan güvence ve hakkını korumaya çalışmaktadır.           

    Sonuç olarak uygulanma ihtimali olan iki kanun ve madde vardır. İlki suç oluşturan eylemin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan, ikincisi suç oluşturan eylem gerçekleştikten sonra değiştirilen kanun maddesidir. Bunlardan hangisi lehe ise onun uygulanması gerekmektedir. Lehe olan kanun maddesinin uygulanmasını talep etme hakkı sadece yargılaması devam eden suçlar ile sınırlı değildir. Verilen ceza kesinleşip infazına başlanmış olsa dahi daha sonra çıkan kanun daha lehe sonuç doğuruyor ise lehe olanın uygulanmasını talep etme hakkı her zaman vardır.

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.